بسم الله الرحمن الراحيم
وصلى الله على سيدنا ومولانا محمد وعلى آله وصحبه
وسلم
T.D.V. İslâm Ansiklopedisi’ndeki
“Yûsuf b. İsmâil Nebhânî” Maddesine Dâir*
T.D.V. İslâm Ansiklopedisi’nin “Yûsuf b. İsmâil Nebhânî”
maddesi 32. cildinde neşredildi. Maddeyi M. Sa’îd (Özervarlı) bey kaleme almış.[1]
Hemen ifâde etmeliyiz ki mezkûr madde, mevzû’u olan o büyük
âlimin maqâm ve mevkî’ine kesinlikle lâyık değil! Tasavvur buyurun lûtfen, “İslâm”
sıfatını ‘alem edinmiş bir ansiklopedide daha çok edebî kimliğiyle iştihâr etmiş
Nâmık Kemâl’e tam onyedi sâhife tahsîs edilirken[2] (bunun
misâllerini çoğaltmak mümkün), aynı cildde, eserleri Müslümanlar arasında hâlâ
elden ele dolaşan, dînî ve ictimâ‘î tenqîdleri –husûsiyle mezhebsizlere ve
misyonerlere tevcih etdikleri– hayli aksü’l-‘ameli mûcib olmuş; yazdığı
mutantan kasîdeler büyük takdîr görmüş Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî
(rahmetullâhi‘aleyh) gibi bir İslâm âlimine yekûnu iki sâhifeyi bile bulmayan
bir madde lâyık görülüyor! Üstelik bunun da sâdece üçdebiri kendisinden
bahsediyor. İslâm Ansiklopedisi’nin bu “garib” tavrının sebeblerine dâir
söylenecek çok söz varsa da ayrı bir yazı mevzû’u olan bu mes’eleye şimdilik girmek
istemiyor, sâdece taaccüb ve tahassürümüzü beyân ile iktifâ ediyoruz.
Diğer yandan, bu iki sâhifelik maddecikde hiç olmadık bir
hatânın yapılmış olması İslâm Ansiklopedisi’nin ciddiyetine bizim
nazarımızda iyice gölge düşürmüşdür.
Mes’ele şudur.
Sa’îd bey mezkûr maddede, devrinin büyük meşâyixinden
icâzetler almış[3];
İdrisiyye, Naqşbendiyye, Qâdiriyye, Halvetiyye, Rıfâ’iyye ve Şâzeliyye gibi
tarîqatlerin müntesîbi bir zâta[4]; جامع كرامات الأولياء gibi sahabe-i güzîn efendilerimizin ve evliyâUllâhın kerâmetlerini
cem’ eden, hepsinden sitâyişle, ta’zîmle bahseden, ayrıca el-Yâfi‘î’nin[5] tasavvuf
müdâfaası hükmündeki نشرالمحاسن الغاليه في فضل مشايخ الصوفيه’sinin de hâmiş olarak
dercedildiği bir eserin[6]
müellifine “Tasavvufu dışlayan Nebhânî...” diyor![7] Hakîkati
tam ma’nâsıyla tersyüz eden bu ifâdeye sâdece ma’lûmât hatâsı mı demek lâzım,
yoksa müellifin eser-i sehvi mi, doğrusu bilemiyoruz! Ama şunu biliyoruz ki Nebhânî
haqqında sarf edilebilecek en zâid söz onun “Tasavvufu dışlamayan” biri
olduğudur! Faqat değil böyle bir söz isrâfı, daha vahim bir durumla karşı
karşıyayız. Tasavvuf’u dışlayan biri, Sa’îd beyin ifâdesiyle, neden “Binden
fazla mutasavvıfın hayat hikâyesini”[8], yani جامع كرامات الأولياء’ı yazma gereği duysun? Veyâ böyle biri niçin Şeyx
Muhammed bin Süleymân el-Cezûlî’nin hâla bir tarîqat evrâdı olarak okunan دلائل الخيرات’ına şerh yazsın?[9] Ve niçin pek çok eserinde selefîlerle
mutasavvıflar beyninde en çok münâkaşa mevzû’u olan kerâmet, tevessül, teberrük,
istiğâse, şefâ‘at, kabir ziyâreti, Peygamber Efendimiz S’in
kendisine nidâ edenleri kabrinde duyması... gibi mes’elelerde mutasavvıfların
yanında yer alsın?[10] Bu mes’elelerdeki
tavrı o kadar sarîhdir ki devrinin pek çok
mutasavvıfı/âlimi gibi Zeyla‘iyye[11]
şeyxi Üveys bin Muhammed el-Berâvî de Vehhâbîlere karşı verdiği mücâdelede “zamânının
müceddidi” olarak gördüğü Nebhânî’nin eserlerine istinâd etmişdir.[12]
Hâsılı Nebhânî’nin eserlerine külliyen yabancı biri ancak
onu “tasavvufu dışlayan” biri olarak taqdîm edebilir. Nebhânî haqqında ansiklopedi
maddesi yazan bir müellif içinse böyle bir yabancılık kesinlikle câiz değildir.
Sa’îd bey en azından aynı ansiklopedide Mustafa (Kara) beyin yazdığı “Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ” maddesini okumuş olsalardı –ki kendileri
de bu maddeye atıfda bulunuyor![13]–
emîniz böylesi vahîm bir hatâya düşmezlerdi.[14]
Nebhânî maddesinin bir İslâm
ansiklopedisine yaraşır şekilde yeniden yazılmasını taleb etmenin ilgili
maqâmlar ve zevât nezdinde ciddîye alın(a)mayacağının farqındayız. Ama en
azından mezkûr hatânın, bugüne qadar yapıldığı gibi, ansiklopedinin müteâqib
cildlerine eklenecek bir hatâ-sevâb cedveliyle tashîhini beklemek, haqîqat nâmına
herhalde en tabiî haqqımız olsa gerek.
Bilvesîle ifâde etmek isteriz ki,
T.D.V. İslâm Ansiklopedisi’nin
husûsiyle bugün “modernist” denilen mezhebsiz tâifeyle ilgili maddelerdeki
umûmiyyetle tarafgîr, bunlara qarşı mücâdele etmiş muhâlif ehl-i sünnet ulemâsıyla
ilgili maddelerde ise tahfîf ve haqîqati tahrîf edici tavrı gözden kaçmıyor. Ne
hazîndir ki müsteşriqlerin neşretdiği The
Encyclopaedia of Islam
bile bu baqımdan nisbeten daha bîtaraf bir tavra sâhib! T.D.V. İslâm
Ansiklopedisi’nin ilim ahlâqına muğâyir olan
bu tavrının bugüne qadar tenqîd edilmemiş olması ciddî bir vebâldir. Bu husûsda
ehlinin qaleme alacağı îqâz ve ixtâr edici maqâlelere şiddetle ihtiyâç var.
yusuf
hanîf
yusufhanif@gmail.com
* Ğurabâ, 1.
sene, 9. ‘aded, 1429 (Kasım 2008), 34-35.s..
[1] M. Sait
Özervarlı, “Nebhânî, Yûsuf b. İsmâil”, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi,
32.c., T.D.V. nşr., İstanbul, 1427 (2006), 471-472.s..
[2] Bkz.
Ömer Faruk Akgün, “Nâmık Kemal”, a.g.e., 361-378.s..
[3] Bkz.
eş-Şeyx el-‘Allâme Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî, هادي
المريد إلى طرق الأسانيد (صلوات الثناء على سيد
الأنبياء ve القول الحق في مدح سيّد الخلق ile birarada),
Dâru’l-Kütübi’l-‘İlmiyye, Beyrut-Lübnan, 1423 (2002), 163-195.s..
[4] Bkz. Ebû Bekr bin Ahmed bin Hüseyn bin Muhammed bin Hüseyn
el-Habeşî el-‘Alevî, الدليل المشير إلى فلك
أسانيدالاتصال بالحبيب البشير صلى الله وسلم عليه وعلى آله ذوي الفضل الشهير
وصحبهِ ذوي
القدرالكبير , el-Mektebetü’l-Mekkiyye, Su‘ûdî Arabistan, 1418 (1997), 403-406.s.. Bu
tarîqatlere intisâbını, Nebhânî ile Beyrut’da bizzat görüşmüş ve târihce-i
hayâtını yazmış olan ‘Abdu’l-Hafîz el-Fâsî de te’yîd eder, bkz. ‘Abdu’l-Hafîz
el-Fâsî, معجم الشيوخ المسمى (رياض الجنة أو المدهش المطرب), 2.c.,
el-Matba’a el-Vataniyye, Ribat, 1350 (1931), 165-166.s.den naqleden Amal
[Nadim] Ghazal, “Sufism, Ijtihād and Modernity, Yūsuf al-Nabhānī in the
Age of ‘Abd al-Hamīd II”, Archivum Ottomanicum, 19.c., 1421-1422 (2001),
243.s./13. hâşiye. Nebhânî Beyrut’da Ticâniyye tarîqatine de intisâb etdiğini beyân etmesine rağmen (bkz. en-Nebhânî,
المجموعة النبهانية في المدائح النبوية, 4.c., Dâru’l-Fikr, Beyrut, trz., 470.s.den naqleden Amal [Nadim] Ghazal, a.y.) H. T. Norris, kaynak
göstermeksizin Nebhânî’nin bu tarîqate hücûm etdiğini ve Ahmed bin el-Emîn
eş-Şinkîtî’nin de ona karşı harâretli bir müdâfaa yazdığını kaydediyor, H. T.
Norris, “al-SHinkītī (Sīd) Ahmad b. al-Amīn”, Encyclopaedia of
Islam, ed. P. Bearman v.d., Brill, 1428 (2007),
Brill Online. Bu iddiâyı maalesef tahqîq edemedik.
[5]
Afîfu’d-Dîn ‘Abdullah bin Es‘ad bin ‘Alî el-Yemânî el-Yâfi‘î (698-768 /
1298-1367), Yemenli âlim ve mutasavvıf. Qâdirîliğin bir alt-kolu olan
Yâfi’iyye’nin müessisi. Mu’tezile ve İbn Teymiyye’nin tecsim aqîdesiyle
mücâdele etmiş, “âlim-mutasavvıf” sıfatını bihaqqın hâiz biri, bkz. E.
Geoffroy, “al-Yāfi‘ī, Abū ‘Abd Allāh b. As‘ad”, Encyclopaedia of Islam,
ed. P. Bearman v.d., Brill, 1428 (2007), Brill Online).
[6] Bkz. Yusuf Hanîf, “Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî’nin
(rahmetullâhi‘aleyh) Hayâtı ve Eserleri”, Yûsuf b. İsmâ‘îl en-Nebhânî, er-Râ‘iyyetu’s-Suğra
fî Zemmi’l-Bid‘ati ve Medhi’s-Sünneti’l-Ğarrâ:
Bid‘atlerin Zemmi ve Yüce Sünnet’in Medhi Kasîdesi içinde, trc. Abdullah Tûran, haz. Yusuf Hanîf, Ehl-i
Sünnet ve Cemaat nşr., İstanbul 1427 (2006), XIX-XXI.s., gözden geçirilmiş
musahhah nüsha için bkz. Ğurabâ: Aylık İlmî, Tasavvufî, Edebî, Siyâsî Mecmûa,
1. sene, 5. aded, Recep 1429 (Temmuz 2008), 42-53.s..
[7] M. Sait Özervarlı, a.g.m., 471.s..
[8] M. Sait Özervarlı, a.g.m., 472.s.. Kaldı ki bu ifâde
de hakîkati aksetdirmiyor. Zîrâ eserin adından da açıkça anlaşılacağı üzere
asıl mevzû’ evliyânın hayat hikâyeleri değil, kerâmetleridir. Kitâba
atfedilecek üstünkörü bir nazar bile bunu anlamak için kâfidir.
[9]
Bkz., Yusuf Hanîf, a.g.m., 47-48.s..
[10] Bkz., Yusuf Hanîf, a.g.m., 46-53.s.. Hadi buna bir de
Nebhânî için “an active writer in defence of the conservative Sufi position”
diyen müsteşriq Elizabeth Sirriyeh’i ilâve edelim, Elizabeth Sirriyeh, Sufis
and Anti-Sufis: The Defence, Rethinking and Rejection of Sufism in the Modern
World, Curzon Press, İngiltere, 1420 (1999), 85.s./48. hâşiye.
[11]
Müessisi Şeyx Abdu’r-Rahmân b. Ahmed ez-Zeyla‘î olan
Kâdirîliğin alt-kolu.
[12] bkz.
Scott S. Reese, “The Best of Guides: Sufi Poetry and Alternate Discourses of
Reform in Early Twentieth-Century Somalia”, Journal of African Cultural
Studies, 14/1, R.evvel-R.sâni 1422 (Haziran 2001), 53-62.s..
[13]
M. Sait Özervarlı, a.g.m., 472.s..
[14] Bkz.
Mustafa Kara, “Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ”, T.D.V.
İslâm Ansiklopedisi, 7.c., T.D.V. nşr., İstanbul, 1414 (1993), 110.s..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder